23 Mart 2012 Cuma

MEDENİ HALİ

Bir erkeğin evlenmeden önceki en büyük idealidir evlenip yuva kurmak. Evlenip yuva kuran erkeğin ilk nasihati ise'' iyi düşün olum''dur nedense.

Ne istediğini bilmemenin en önemli örneğidir evlilik, kendini tanıyamayan birinin karşısındakini tanıyamama çelişkisini yaşar bu toy beyinler. Her şey aileden başlar aslında, her aile büyüğünün çocuğundaki gelişim ve sonuç taktiri, önce iyi bir bölüm ve okul, sonra askerlik, ve en son olarakta evlenip yuva kurmasıdır. Bu seçimlerin tamamını kendilerinin istediği gibi olmasını isterler ve çocuk hazıra bir hayat kurmak zorunda kalır, kendi doğru ve yanlışını tartıp tanıyamadan. İşte her şey bu saatten sonra ters gitmeye başlar istemediğin bir bölümü okursun, askerliğin biter, göt gibi açıkta kalır veya bir yerde çalışsanda işe gittiğin her saat kabusundur artık, testesteronlarının başına bela olmaya başladığı dönemlerde evlenmek istersin, ailen voltranı oluşturmanı, güçlerini birleştirceğin birileriyle evlenmeni ister, evlenirsin göt gibi kalırısın, tanıyamadığın biriyle, ömür geçmek bilmez ve kaçmak istersin.

Dokuz aylık evliyim, çok mutluyuz, ''daha taze evlisiniz'' sözlerine inat, her tartışmamızda daha da güçleniyor ve voltranı oluşturuyoruz :))

Zor günler peşinden güzel günleri getirir. Destek olmak çok önemlidir bu günlerde, düşünsenize kendini tanıyamayan bir adam eşine nasıl destek olabilir ve eşinden nasıl bir destek bekleyebilir ki ??

Evlenmek masa altında komşunun kızıyla oynanan bir oyun değildir, doğru bir evlilik geleceğe bırakacağın dimdik,sağlam karakterlerin temelidir.
Sağlam ve başı öne eğilmeyen bireylerin üstün olduğu bir ülkede bağımsızlık, eşitsizlik ve cehalet asla konuşulmaycak kavramlar olcaktır.

Onun için siz siz olun öncelikle kendinizi tanıyın, ne istediğinizi bilin ve sonrasında bırakın mutluluk size tecavüz etsin. :))




9 Mart 2012 Cuma

ÇELİŞKİ 2

Yazıma KEMAL ATATÜRK'ün şu güzel sözüyle başlamak istiyorum.'' Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.''

Ne güzel söylemiş Mustafa Kemal, yıllar öncesinden bugünü görür gibi.

 Gelelim günümüzün yıllardır krallık hükmü süren AKP zihniyetine. Mevcut genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında 2001 yılında kurulan bu partinin siyasi açılımı ''muhafazakar demokratlık'' olarak açıklanmıştır.

Bu partinin karşıtlarının ''milli görüş'' hareketinin bir parçası olarak suçlamalarına karşın, partinin kurucusu olan kral Recep beyin bir konuşmasında ''Milli görüş gömleğini çıkardık'' sözleri bu görüşü tepe taklak etmiştir.

Zaten bu sözü söylemesine gerek bile yok yaptığı icraatlerden bu tamamen anlaşılıyor. Çelişkilerle dolu bu partinin amacının ne olduğu kurulduğu günden belli oluyor zaten. Çelişkilerden bahsetmişken gelelim ilk ve en önemli çelişkisine, yani,  coni'nin bulduğu BOP projesine :))

Bu projenin amacını kısaca özetlemek gerekirse, ABD  bu proje ile kendisine rakip olabilecek muhtemel bir gücün oluşmasını engellemek ve askeri-teknolojik imkanlarını kullanarak ortadoğu bölgesini kontrol edip etinden sütünden yararlanmak istemesidir:))

Milli görüş gömleğini çıkartıp, kendisini coni'nin şefkatli kollarına atıp, muhteşem bir gece geçirmek isteyen, Abd nin platonik aşkı, AKP zihniyetinin, yüzlerce çelişkisinden sadece birini dikkatlice izleyelim arkadaşlar :))


Duurrr daha bitmedi, Varan 2: füze kalkanı çelişkisi http://www.youtube.com/watch?v=MooBGN8b7Ok
dur olum gaza geldim:))

 Varan 3: bedelli askerlik çelişkisi http://www.youtube.com/watch?v=aPDvqCogpls&feature=related

Değerli arkadaşlarım; benim milletimin dili tektir:)) Varan 4:  http://www.youtube.com/watch?v=-O3WFIkcL1Q&feature=related

Gördüğünüz üzere çelişkilerin eş başkanı biricik Recep beyimiz el clasiko'nun sonucu kadar net çelişkilerle doludur:))

Gelelim Recep beyimizin destekçilerine. Mason locaları: AKP'nin desteklenmesi uluslararası bir emir; destekleyeceğiz,diyor.

Türkiye de ki tüm mason localarının uluslararası talep ve emir ile desteklediği bu parti neden bu kadar çok destekleniyor??

Masonluğun ülkemiz de heyula bir kavram olduğunu kaçınılmaz bir gerçek.( heyula ne demek?? çekinme yaz gugıla:)) entel bir sözcük yazmak için ben öle yaptım valla )

 Bunların desteklerinin yansıması: iş,medya ve reklam dünyasında ki etkili konumda bulunanların, mason localarına bağlı kardeşler olmaları.

Masonların Recep beyi desteklemesinin nedeni Kasımpaşa veya fenerli olmasından değil:)))

Uluslararası siyonist bir örgütlenme olan masonluğun, Recep beye Kuzey Irak ta bağımsız bir  kürt devletinin kurulması ve Tevrat 'ta bahsedilen  vaat edilmiş topraklara bir adım daha yaklaşması için, bu desteği vermeleridir.

Medyada ve halk arasında dönen en büyük korkutmaca.''Eğer Akp giderse kriz kaçınılmaz olur ve bu ülke bir krizi daha kaldıracak güçte değil.'' Bu söylemlerle, korku imparatorluklarına bağlı sadık ve korkak köleler olmamızı istiyorlar. Ülkenin en önemli kurumlarının, tüm dünyanın kabul ettiği akbaba ülkelere Abd ve israil'e satılması, geleceğimizin kimlerin elinde olduğunun en büyük kanıtıdır arkadaşlar.

Tüm bunları görmene ve  bilmene rağmen, ( bilmiyorsan da, bu senin cehaletin, araştırma özürlü olman ve körü körüne inanman dan kaynaklanmakta ) hala Akp ye oy veriyorsan, ''milli irade'' gömleğini çıkaranların, götünde ki ''bireysel namus''unun gizlendiği, donunu sıyırıp, ırzına geçmesine göz yumuyorsun demektir.

Yazımı yine MUSTAFA KEMAL'in şu güzel sözleriyle bitiriyorum. '' Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar,mahvolur.Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.''

Saygılar ....


1 Mart 2012 Perşembe

DEVLET BABA

Neden? sorusu, sorulması gereken zamanda sorulduğunda birçok soruna cevap olur, bazen de içindeki isyanı tatlı tatlı kaşır ''William Wallece '' misali. Hayat düsturudur,  ''vermeden almak Allah'a mahsustur''  lafı, ama bakıyorum da hiçte öyle değil.  Vermeden alanlarla dolu ortalık. Devlet baba evlatlarıyla insest ilişkiye girer oldu şimdilerde, tecavüze uğrayan bizlerin hayat felsefesi ise ''tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak'' olmuş bugünlerde . Bir düşünün, ne verdi bu devlet şimdiye kadar bizlere??, seçim zamanı geldiğinde, bol bol, boş vaat dışında ne verdi??. Düşünün olum!! neden?? eğitim seviyesinin az olduğu yerlerde dağıtırlar erzakları, çünkü, kandırılması kolaydır, tek yaşam mücadelesi evine ekmek götürmek olan insanları ve bilirler, alın teriyle ekmek kazanma davasında olanların, yediği kaba sıçmayacaklarını. Partin ne olursa olsun attığın oyun karşılığını,tecavüze uğramayan, bağımsız tek yer olarak bırakılan,kulak arkanın bekaretiyle alacaksın :))
Ülkenin en önemli kurumları özelleştirilmiş durumda, kapının önünde ki, sarı çizgili alanın sahibi taşeron o.çocuklarını saymıyorum bile, modern otopark mafyaları, devlet baba ile ortak çalışır oldu şimdilerde. Modern tefeci, bankalara borçlanmak zorunda bırakılan bizler gözümüzü açmalıyız artık. Devletin bu vermeden alma sistemine  izin vermemeliyiz, unutmayın ki!! bu ülke, bizim verdiğimiz vergiler, ödediğimiz cezalar ve mal sahibi olabilmek  için ödemek zorunda bırakıldığımız faizlerle ayakta duruyor. Her şeyin bizden çıktığı bir düzenin karşılığında, devletin oluşturduğu sistemin bize verdiği ise, ödemek zorunda olduğumuz banka ekstreleri ve doğmadan borçlanan gelecek nesiller oluyor. Tecavüzden zevk almaya devam edersen çok yakında kulak arkanın bekareti de elden gitmiş olacak adamım :))
Verdiğin vergiler, özgürlük-bağımsızlık adı altında kurulmuş, iktidar ve ABD destekli, vatan haini,  bir o kadar da orospu çocuğu olan BDP' li vekillerin cebine girerken, sen ise, daha da borçlanırsın devlet babana.
Şimdi söyleyin bana, vermeden alan yalnızca ALLAH mıdır?? yoksa, içinde bulunduğumuz düzen ve sistem ALLAH rolünü üstlenen şerefsizlerle mi doludur ??? Saygılar....

22 Şubat 2012 Çarşamba

EHTİYAR

Bir muhabbet kuşuna, elinde marulla ''cici kuş'' dedirtmek için, yüzlerce tekrar yaparsın, sonunda hayvan normal ötme işlevinin dışında konuşmaya başlar. Al sana, ne dersen tekrarlayan, cici bir kuş:)). Yeni doğmuş bir bebeğe yaşadığı hane içinde ne verirsen onu alır, ne söylersen onu algılar, suya ''buuu'' dersen, 'su' o çocuk için ''buu'' dur artık, evde küfür edersen, çocuğun da senden duyup küfür ettiğinde, gülersen, bir gün, ağar bir ortamda, çocuğun ilgi çekmek için amına koyayım dediğinde, göt olup kalırsın işte öyle :)). Çocuk yetiştirmek, çılgın geçen bir gecenin ardından, dokuz ay sonra ortaya çıkan, sevimli bir benzerinin olmasından ibaret değil bu hayatta. Ultra Prima almanın dışında, daha büyük sorumlulukları vardır, aldığın o küçük adidaslar onun için bir anlam ifade etmez, bu tamamen senin etiketin içindir, gönderdiğin özel okul, iyi bir eğitim alıp, iyi yerlere gelmesi için yeterli değildir,bunları yaparak, sorumluluklarını yerine getirdiğini sanıyorsan yanılıyorsun. Sorumluluklarını yerine getirmek istiyorsan, örnek aldığı bir birey olarak,sen hata yaptığında, seni eleştirebilmeli, eline kalemi aldığında, koltukları çizer diye elinden kalemi alıp, yaratıcılığını kullanmasına izin vermeyip, kalemleri ortadan kaldırıp, kalem yerine barbie bebek veya araba koyarsan önüne, al sana, aptal sarışın yada ergen olmadan arabanı kaçıran şımarık bir veled :)), cebine çok para koyman, altına araba alman, evlendirip aile sahibi olmasını sağlaman, gözün açık ölmemen için, iyi bir neden değil ehtiyar :)). Dini, dayatmak yerine, anlatmalısın, yorum yapmasına izin vermelisin,  Hz. Muhammed'i anlatmalısın, Mustafa Kemal'i doğru anlatmalısın, ilk emri ''oku'' olan, kuran-ı kerimin adını, kendini inandırmak için ettiğin yeminlerde duymamalı sadece, Allah'tan başka kimseden korkmamalı, insan olmayı sadece tüketmek sanmamalı, materyalist idealleri olmamalı, özgürlüğün nefes alıp vermekten ibaret olmadığını öğretmelisin, sorgulamasına izin vermelisin. Herhangi bir konuda  fikrini almanın karşılığını, ilerde mütevazi olduğunu gördüğünde alacaksın. Paylaşmayı seven, cömert biri olduğunda bil ki, dini iyi anlatmışsın, düşmanına bile merhametli ise, şaşırma!!, bil ki,  Hz.Muhammed'in felsefesini anlamıştır, ülkesinin, tam bağımsız bir ülke olmasını istiyor ise bil ki Mustafa Kemal'in izindedir.

'FEYK'TULLAH

Uyuyan ülkemin uyuyan koyunları!! Ne, 19 Mayıs kutlamalarının kaldırılması uyandırdı bizi, ne, ''Atatürkçülük bağnazlıktır'' denmesi, ne, vatan hainlerinin cebimizden çıkan paralarla beslenmesi, ne, binlerce şehit haberi, ne, emekliliğin mezarda olması, ne, zenginin daha zengin olurken, fakirin fasfakir olması, ne, hala açlıktan ölen bebeklerin olması, ne, dinin devlet işleriyle karıştırılması, ne, FEYKtullah gülen tarafından yönetilmemiz, ne, tam bağımsız olması için milyonlarca şehit verirken, şimdilerde tam bağımlı olması ülkemin, ne, anamızı alıp gitmemiz, ne, binlerce atanmayı bekleyen öğretmen, ne, işsizlik, ne, eğitimsizlik, ne, yeni neslin dizi bağımlısı olması, ne, gelecek nesillere hayalperestliğin aşılanması, ne,ne,ne,ne binlerce ne....Fakat her şeye rağmen ''yok böyle dans'', ''yetenek sensin'', ''kuzeyim güneyim'',''öyle bir geçer zaman ki,  bir bakmışsın muhteşem yüzyıldasın, zam şampiyonu bu senede ''patlıcan'' :)), uyuyun gençlik!! uyuyun!! sanal alemin, sosyal ve duyarlı gençliği, bir kibirsiz fikri olan var mı???. Son olarak diyorum ki, İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ,GÖZ YUMDUĞUMUZ,SEBEP OLDUĞUMUZ,MATERYALİST,KAPİTALİST VE SÖMÜRÜ SİSTEMİNİN, TEK TECAVÜZ SUÇLUSU,BEN OLAYIM, nasıl olsa, sistem çığlık atmadıkça, yakalansam da serbest kalırım :)))

21 Şubat 2012 Salı

FARKINDA OLMAK

Gün geçtikçe o.çocuğu bir sistemde yaşadığımızı daha iyi anlıyor ve anarşist olma yolunda koşar adımlarla ilerliyorum. Olum bilinç altımıza her geçen gün daha fazla korku yükleniyor, mecbur bırakılıyoruz sisteme  bağımlı yaşamaya, paran varsa yaşamaya hakkın var, paran yoksa fuzuli bir adamsın bu sistemde, nasihatler bile  bu şekilde işlenirse beyinlere, en büyük yaşam mücadelesi para üzerine olan, boş ve asalak beyinler yetişir tabi bu devride. Güzel bir hayat yaşamak istiyorsan,''sisteme bağlı yaşamalısın'', ''bankalara borçlanmak zorundasın''. Hiç dikkat ettiniz mi?? en yaratıcı ve dramatik reklamlar banka reklamlarıdır, ''bizden zarar gelmez'' :)), ''biz sizin daha iyi bir yaşam sürmeniz için varız'' :)), ''gel halay çekerek kredi vereceğiz size'' :)) çekte gör ebenin koltuk altını:)). Sonuç olarak yıllarca bağımlısın, ve asla kurtuluşun yok artık bu bataktan. Öyle bir devirde yaşıyoruz ki, insanlara ''konfor'' verdiler ve karşılığında ''huzuru'' aldılar. Ve bizlere bir de yanında bonus olarak ''korku'' aşıladılar, '' başına bir şeyler gelebilir'' korkusu aşıladılar beyinlerimize. Aracı olarak, medya önderliğinde terörü ve kapitalizmi kullandılar. İnsani değerlerimizi bırakmamızı istiyorlar ve gittikçe robotlaştırılıyoruz. Bir işten çıkarın yoksa,  ''o işi yapma''  düşüncesi aşılanıyor insanlara. Evlerimizde, televizyon başında, suni bir hayatı yaşamak zorunda olan koyun sürüleri olmamız isteniyor. Görmeye çalışın, beyler-bayanlar, aval aval bakmak yerine,  görmeye çalışın ki ''farkında'' olmanın eşsiz hazzını yaşayabilesiniz. 

17 Şubat 2012 Cuma

GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ

Öyle bir sınav ki bu hayat, zamanında nefret ettiğin sigaranın tiryakisi yapar adamı, geceleri kapanmayan gözlerin gün boyu kapanmak ister, sürekli uyumak istersin, kaçmak istersin yaşadıklarından, fakat asla başaramazsın, bu ara böyleyim işte adamım. Yüzleşmek acı verir bazen hayatın gerçekleriyle, işte böyle anlarda en büyük kurtarıcın olur inanç ve bilirsin bir bildiği olduğunu yaradanın. Nasıl bir mucizeyse yaşamak, ölmek de en az doğmak kadar mucizedir bu hayatta, tek fark biri mutlu eder, diğeri acı verir. En büyük ağrı kesicidir aslında inanç, isyan etmeye milyonlarca bahane varken, inanıp umut bağlamak gerekir bazen. Empati yapmanı sağlayan inançtır, inandığın kadar koyarsın başkasının yerine kendini ve işte o zaman anlarsın doğmadan kaybettiğin canının hayra gittiğini, ve aylarca sulanmamış, güneş görmemiş bir çiçeği pespembe açtırdığında, yaradan,anlarsın hayırlısının böyle olduğunu, inanmak umuttur, inanmak başkalarının göremediğini görmeni sağlar böyle anlarda. Derin bir nefes çekerken, akan gözyaşlarında umudu taşırsın ve daha çok seversin. İşte böyle anlarda anlarsın Edip babayı, umut dolu gözyaşlarınla herkes için hayırlısını dileyerek, dersin ki ''GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ ÇOCUKLAR''....

7 Şubat 2012 Salı

CAFER

Öyle bir hayat ki bu, okul bahçesinde top oynayan çocuğun ''Akşam ezanında evde ol.'' çağrılarına nefret ettiği kadar, nefret ettirir bazen kendinden. Ezanda evde olması gereken çocuğun kısıtlandığı gibi kısıtlanıyoruz bu sistemde. Çalışmak zorundayız çünkü yaşamak için buna ihtiyacımız var.  Sürekli bunu empoze ettiler beynimize, çok çalışırsan daha güzel bir hayatın olur. Okumalısın çünkü, iyi bir yerlere gelmen için buna ihtiyacın var. Bir şeylere sahip olmak için, bu düzene ayak uydurmalısın ve asla kral çıplak değil adamım!! Bunu gördüğün halde söylememelisin,modern kölelik deniyor bunun adına. Hepimiz içinde bulunduğumuz sistemin modern köleleriyiz aslında. Bizimkiler dizisinde ki kapıcı Cafer'den farkımız yok. Yönetici Sabri zabtı tutar yoksa:)). Çocukluğumuzdan bu güne kadar hep korkutulduk. Çocukken ağız tadıyla yaramazlık yap sıkıyorsa... İğneci biri muhakkak vardır seni korkutmak için, ezandan sonra evde olmalısın, yoksa cinler kaçırır bak seni:)). Bunu dayatırsan bir çocuğa o ezan kabustur onun için artık ve asla 'Parlament Sinema Clup'un sunduğu haftanın filmini izleyemeyeceksin olum,ertesi gün okul var çünkü  hadi okulu sevmek için bir neden göster şimdi bana:)) ilk iki dersin matematik olduğu pazartesi gününün laneti taa o günlere  dayanır:)) ve nedense hiçbir matematikçi güzel olmaz:)),son iki dersin beden olmasının dışında sevilebilecek hiçbir yanı yoktur bu okul hayatının:)). Sonuca gelirsek adamım, eğer geleceğini düşündüğünde kaygı duyuyorsan, güzel bir bölümden mezun olmayı çok para kazanmak için istiyorsan, oy hakkı verildiğinde kendini bir bok sanıyorsan, para en büyük idealin ise, yaşamak için çalışmaya mecbursan, bil ki seni çok korkutmuşlar be adamım ve son olarak şunu asla unutma ''ADALETİN BULUNMADIĞI YERDE HERKES SUÇLUDUR''. Saygılar...:)))

3 Şubat 2012 Cuma

İLİZYON

Dünya üzerinde ki sistemin sahipleri profesyonel ilizyonistler ve bunlar şapkadan tavşan çıkarmıyor, bunların en büyük ilizyonu zayıf ve cahil topluluğa sahip ülkeleri içerden galyana getirip bölmek, silahla,kanla kısacası savaşla varlıklarına varlık katmak. Bu ilizyonistlerin ellerinde ki en güçlü materyaller, masum bir tavşan ve bir ilizyon klasiği olan şapka değil malesef, zamanınızın çoğunu çalan, sizin ve çocuğunuzun gelişimini bilinç altı mesajlarla etkileyebilecek mükemmel bir alet olan televizyon ve bunların hepsini içine alan medya denilen o.çocuğu bir kurum, ek olarak ta bu kuruma ait olan evlerimizde çekirdek çitleyerek izlediğimiz ünlü dediğimiz göz önünde olan, kısacası kibar bir tarifle medya maymunları. Bu maymunlar hiçte düşündüğünüz kadar sıradan insanlar değil. Maymunları sevmeyen çok az insan vardır sanırım , neden ? çünkü,  insana benzerler kendimizden bir şey buluruz,  mesala onlarda muzu bizim gibi soyup yer:))  olum uzaya bile ilk maymunlar çıkmadı mı??:)) bu yüzden maymunlara karşı bir sıcaklığı vardır insanoğlunun, aptal evrim teorist'leri (teröristleri) bile kullanmıştır maymunu, bir tablo koydular önümüze, ilk insan tarifi olarak,  kambur kıllı bir maymun, araya iki-üç resim, arada ki fark ta, maymunun kamburu düzeliyor:)) ve son olarak ta, ilk insandan farklı olarak,  biraz daha kılsız ve iki ayak üzerinde duran ahanda bizler, insanlar, al sana insan oluşumu, bu kadar kolay yani, aşmış aşmış tam bir sazan, birde bu sazan düşünceye inanan katıksız sazanlar var. Neyse konuyu fazla saptırmayayım,başında da söylediğim gibi evimizin sevimli bizden olan maymunları, çok çabuk etksinde kalacağımız, içinde cinselliğin,dramın,silahın eksik olmadığı senaryoların pilli bebekleri, bunların içine müzik sektöründe ki birçok ünlüyü de koyabilirsiniz hiç çekinmeden, müzik kliplerinin çoğunda bahsettiğim her şey fazlasıyla var zaten, bunları önümüze koyup uyuşturdular gencecik beyinleri. Hani bu aralar çok sık duyar olduk,  kendi adıma konuşayım ben çok duydum, ilköğretim öğrencilerinin kürtaj yaptırdığını,  normal,  gelişmek üzere olan bir beyne sürekli , cinselliği,mafyayı,silahı özendirirsen ya tecavüzcü olur,ya mafya yada bunlara hayranlık duyan, hayatını onlar gibi olmaya adayan sazanlar yetişir dünyada,bu sistemin oluşmasına sebep olan ilizyonistlerin istediği de bu zaten,bizi istedikleri gibi komutlayıp, düşünmeden,sorgulamadan yaşamamızı sağlayıp önümüze ne konulursa konsun onu yiyen, baş kaldırmayan koyun sürüleri yaratmak. Onun  için siz siz olun, ilk önce kendinizi tanıyın, karakterinizi belirleyin ki, bir duruşunuz olsun,işte o zaman sağlıklı düşünebilen,sorgulayabilen,hiçbir şeye körü körüne inanmayan, başı dik sağlam bireyler yetiştirebilirsiniz.saygılar:))kendineözgü kaçar:))

2 Şubat 2012 Perşembe

CİDDİ BİR İŞTİR ASLINDA YAŞAMAK

Bir başlangıç düşünün, aslında herkesin yaşadığı tertemiz bir başlangıç,sonunu kendi ellerinle hazırlayacağın fakat sonunun ne olacağının başlangıcından beri bilindiği bir başlangıç,yaşadıklarına nokta konduğunda adının kader olacağı bir başlangıç ve aslında bir son.Biz insanoğlu çok kolay unuturuz her şeyi,düşünsenize adem bile yemiş elmayı,bizim yemediğimiz ne kalır ki bu dünyada,haram yeriz,komşumuz aç,tok yatarız, yinede yeriz,hak yeriz,hukuk nedir bilmeyiz,suçluyu savunuruz yemek için,kısacası biz insanoğlu kibirli ve benciliz.Tertemiz başlangıçlar kap kara sonlara yol alır dört nala ve hep bir isyanımız,bahanemiz vardır,işimize gelmeyince akıtırız tüm zehirimizi, işimize gelen ise hep çıkarımıza olmuştur,cenneti isteriz her iki tarafta da,dualarımız hep sevdiklerimiz için olur nedense,bakabildiğimiz kadar görürüz,bakabildiğimiz en uzak nokta banyoda ki aynadır aslında,onda da kendimizi görür saçımızı tarar çıkarız,kendimizle yüzleşmeye en yakın olduğumuz yerde sadece saçımızı tararız,desene kalbin saçı yok ki,iyisiyle kötüsüyle yaşadığımız dünya düzeni, hep bir rehavet yaratır bizde,zenginin rehaveti lüks ise garibanın rehaveti de dramdır bu hayatta,bahane ve tesadüf yoktur bir inancın varsa,ve ciddi bir iştir aslında yaşamak...

31 Ocak 2012 Salı

ÇÜNKÜ HER ERKEK BİR ÇOCUKTUR

Bir erkek için 'kadın' her şey demektir,ama bir kadın için 'erkek'yalnızca atmosferdir.Biz erkekler doğduğumuz ilk günden, hayata noktayı koyacağımız o son güne kadar muhtacız kadınlara.Duyguların hepsini onlarla tadarız,utanırız bir bakışlarıyla,kalbini keşfedersin ilk defa elini tuttuğunda, çarpıntıyı çok önceden keşfeder erkek kadınlar sayesinde, erkeklerin genelde kalp krizinden gitmesinin en büyük nedeni de budur olum:)),düşünmeyi ilk kadın öğretir,ilk isyanı kadın sayesinde öğrenirsin,patrona halil isyanı gibi değildir hemde:)),pipinin işlevinin sadece işemek olmadığını ilk kadın öğretir,hırsı öğrenirsin, ilk kokulu silginin sende olmasını istersin herkesten önce ona koklatabilmek  için,birisi için kavga ediyorsan bil ki etrafında kesin bir kadın vardır,ağlamanın, yalnızca yaramazlık yaptıktan sonra babandan yiyeceğin tokadın sayesinde olmadığını, ilk kadın öğretir sana,saçmalamayı öğrenirsin, ona ilk defa içini döktüğünde,karşılık beklememeyi ilk kadın öğretir,kendi kendini avutmayı öğrenirsin, kadın pas vermediğinde, golü atamadığında,('zaten boyu kısaydı be aga:)),dostunu satmayı ilk kadın öğretir,paranın ihtiyaçtan öte bir şey olduğunu haftalığını bir günde ona harcadığın da öğrenirsin,...kısacası her şeyi kadın öğretir bir erkeğe yada sebep olur,yalnızca tek bir şeyi öğretemez kadın erkeğe o da MANTIK, çünkü her erkek bir çocuktur ve her çocuk da bir kadınla büyür.

28 Ocak 2012 Cumartesi

DOKTOR

Her geçen gün hayattan aldığım tek tüyo''kimseye güvenmemem'' gerektiği,bakıyorum da insanoğlunun insaniyetle arasında ki mesafeyi kısaltması için süper projelere ihtiyacı yok,şaşırtıcı tarafı ise mesafenin farkında bile değiller.Yeni yeni bir şeyleri anlamaya başladığın yıllarda sorarlar çocuklara 'kızım-oğlum' büyüyünce ne olmak istiyorsun ?,çocuklardan sivri olanları 'doktor' der,değmeyin anne babanın keyfine çocukları bariz sivri, doktor diyo olum, benim gibi çöpçü demiyor:))çöp kamyonun arkasına asılıyorlar diye çöpçüler, niye diye sorduklarında verdiğim cevap bu olurmuş hep:)),doktor olmayı hayal eden çocuklara neden doktor dediğinde? hepsi, ''hasta çocukları iyileştirmek için'' der, hiçbir çocuk ''maaşı iyi'' de ondan  demez:)) zaten böyle cevap veriyorsa çocuk neyin varsa ver paranı pulunu o değerlendirsin:)).İşte böyle başlar bazı doktorların hikayesi,yıllarını verirler doktor sıfatını alabilmek için,gençlik dönemlerinde gençler birbirine lakap takarken 'çapkın yalçın' yerine 'inek yalçın' olmuştur hep onun payına düşeni,böyle böyle hırslanır hayata karşı yalçın,gençliğini verdiği, okumak zorunda olduğu kitapların diyetini böyle ödemiştir,çocukken insanlara faydalı olmak için, doktor olmak isteyen yalçın,yetişkin olup geçmişiyle yüzleştiğinde tek istediği 'güçlü'olmak, çok parası olduğunda, geçmişini geri getireceğini sanıp, tüm sexi lakapları almanın peşindedir artık yalçın,hipokrat yeminini hatırlayalım,(''Hekimlik mesleği üyeleri arasına katıldığım şu anda, hayatımı insanlık yoluna adayacağımı açıkça bildiriyor ve söz veriyorum.''),başlangıcı bu olan yeminin yerini (''şartlar ne olursa olsun yanıma gelen hastaların ilk paralarını alıcam,parası olmayanın a.koyucam,inek neymiş göstericem alayına.'') almıştır.İnsani kimyanın bozulması böyle başlamıştır yalçın da,geçmişin doktor olmak isteyen masum çocukları, günümüzde,paranın tasmalı köpekleri olmuş,kapitalizm işte böyle küçük hırslarla başlayıp, konumun ne olursa olsun parayı insani değerlerin üstünde tutan KİMYASI BOZUK YALÇINLAR yaratır,tüm kimyası bozuk yalçınları söverek anıyorum.Sözüm, iş ahlakını insani değerlerin altında tutan tüm doktor bozuntularınadır.

26 Ocak 2012 Perşembe

MASUM DEĞİLİZ 1

Çok eskilere dayanır inanç-inanmak.Bir ihtiyaçtır insan için inanç, ama bakıyorum da inanmamak entellektüel bir bakış açısı iken inananın tarifi yobazlık olmuş bugünlerde.Çokta kızamıyorum, yine bizleriz bunlara sebep olanlar aslında.Söyler misiniz? Herkesin eşit olduğu, zayıf -güçlü ayrımının olmadığı müslüman bir ülke ?? Aksine müslüman ülkelerde ayyuka çıkmış durumda bu eşitsizlik. EE  hani hepimiz kardeştik lan. Bunun böyle olmasının en büyük sebebi ise sonsuz huzuru doğuştan almış olmamız.Bir kelimeyi şaaded yeter olum,cenneti böyle göreceğini sananlar var hala, neden?? Çünkü böyle öğrendik, sorgulamak en büyük günahtı bu ülkelerde. İlk emri oku olan kitabın varisleri bizler, baş ucu kitabı yapmadık mı, cevap anahtarı olan bu ulu kitabı.Bir cuma yeterdi, yüzlerce kılmadığın namaz yerine geçerdi.Çünkü,sürekli kullandık yaradanın merhametini. Affedicilerin en büyüğüydü, içimizi biliyordu olum. Yapmasak ta kalbimizde vardı hep,avuttuk  kendi kendimizi bu düşüncelerle.Biz insanoğlu korkmadan teslim olamayız, inanmanın duru masumiyetine.Çünkü biz insanoğlu sezen aksu misali masum değiliz:)).Okumadan kolayımıza gelen ne varsa, işimize geldiği gibi yorumlarız her şeyi.İşte bu yüzden yerimizde sayarız, üretmek yerine üretileni kemiririz asalaklar gibi...

25 Ocak 2012 Çarşamba

FUCK THE SYSTEM-SİSTEMİ BECEREYİM:)

 İçinde bulunduğumuz sistemde zayıf insan yönetilmeye mahkumdur, karakter denilen olgu yaşadıklarınla beslenir ve gelecekteki duruşunu belirler. Türk toplumu olarak geçmişten bugüne hep bir mücadele verdik bağımsızlığımızı kazanmak için, bu mücadelenin içinde bulunan atalarımız, hepimizin birer genetik geçmişiydi aslında. İnsanoğlu kolay sahip olduğunu tez yitirir, zor elde ettiğini ise kaybetmemek için canını verir. İşte bu yüzden vatanseverdir Türk milleti. Zamanla o kadar asimile olduk ki, vatan, bayrak diyen faşist ilan edilir oldu, entellektüel düşünceler de, bu düşünceye sahip olanlar 70 ve 80 lerde sağ-sol ayrımıyla bizi birbirimize kırdıran ve aramıza enjekte olmuş emperyalist güçlerin ta kendisiydi aslında. İşin acı olan tarafı ise bağımsızlık mücadelesini canlarıyla verenlerin israil ve abd ye çanak tutan cuntacıların elinden olması idi, bundan tam 30-40 sene geçmesine rağmen yol almak geçmişten ders çıkarmak yerine tam bağımlı olmaya başladık bile günümüzde. İşin en acı tarafı ise toplum içinde birbirimize olan saygı, anlayış, güven duygusunun tamamen yok olmasıydı. Gelecek dediğimiz gençlik savaşma sevişi abartmış durumda:) Geleceği için savaşmak yerine, verdiği en büyük mücadele kuku mücadelesi olmuş:))bana dokunmayan yılan 1000 yıl yaşasın düşüncesiyle büyütülüyor gelecek, genetik yatkınlıklarımız alınmak isteniyor genetiği değiştirilmiş insan müsvetteleri tarafından. Din kişinin özelinden çok gösteriş için kullanılır oldu şimdilerde. Ulan salak sen kimi kandırıyorsun kendinden başka:))içinde bulunduğumuz sistemi yine içinde bulunan bizler oluşturduk, insandan başka daha nankör ne var acaba hayatta? Hırslarına yenik düşen, götünü silsen temizlemeyecek kağıt parçası için kişisel bağımsızlığını, düşüncelerini, özgürlüğünü satanlarla dolu dünyada bu sistemi oluşturan çanak tutan bizleri ve sistemi si.....eyim. (kibarca becereyim:)))

24 Ocak 2012 Salı

AŞKIMIZIN YASAL MEYVESİ KIZIMA

İçinde maceranın ve aşkın biran olsun azalmadığı bir birlikteliğin ürünüsün kızım,kim inkar edebilir ki kader denilen yazının insanoğlunun kendi elleriyle satır satır yazdığını,işte bu güzel yazının en güzel sonucusun sen, sonu üç noktayla biten,tertemiz açılmış gelecek sayfanda sımsıcak ve sevgi dolu kollar bekliyor seni,daha doğmadan telaşın geldi be kızım:)mavi-pembe ayrımını yapmak için bile kıyafetlerinde, tam 4 ay bekledik:)buraları hiç sorma herkes kenarında köşesinde ne varsa sevgi adına sana saklamış durumda,gözlerini açıp yarım yamalak gördüğün o gülen yaşlı gözler,seninle öğrenecek karşılıksız sevginin ne demek olduğunu,kokusunu ilk duyduğun o muhteşem   kadın sana hayat veren annen olucak,yüreği seninle atan,beni sorma bile:)telaffuzu kolay 2 heceden ibaret olan baban bir ömür sizin koruyucunuz olucak,seni kucağıma aldığım o muhteşem günde şükretmenin eşsiz hazzını kalbimde kollarımda olan yaşam belirtinle alacağım,babannen,anneannen,dedelerin,amcan,dayın yengelerin yarış halinde gardolabını doldurmak için:)işte böyle kızım özgü,ismin ilşikimiz yasal olmadan yani flört döneminde konmuştu bile:))uzun lafın kısası kızım sağlıkla gel,hayırlı ol,yaradanın güzel lütuflarına özgü ol,seni seviyoruz...

21 Ocak 2012 Cumartesi

MEDYA

Medya=içine bol bol asimilasyon enjekte edilmiş,insanın kanını sulandırdığı sanılan ama, aslında beynini sulandıran bir serumdur.

SORGU

Uyanın millet bir gariplik var, hergün şehit haberi alıyoruz, hergün nerdeyse 2-3 can gidiyor vatan bayrak uğruna, bu tepkiler olmuyor nedense, sayı artınca tepkimizdemi artıyor, nedir bunun kıstası?? bumudur duyarlılık, sizce profile türk bayrağıyla iş bitiyormu,ateş düştüğü yeri yakıyor be,artık refleks haline geldi, bir süreliğine böyle gider sonra yine unutulur,zaman herşeyin ilacı değilmidir,önünüze konulanı yerseniz onların istediğini vermiş oluruz,bırakın haftanın hergünü dizi izlemeyi, yarışma aleminde yüzmeyi,yaratıcılığımızı daha çok küçükken yok ettiler zaten, ezbere nesiller yetiştirdiler sırf SORGULAMAYALIM diye,canımız yandığında facebook ta profile bayrak koyarız küfür ederiz ve arkadaşlarımız arasında duyarlı oluruz,herkes üzerine düşeni yapmalı ne yapacağını bilmiyorsan söyliyeyim bırak tv hayatını, iyice yozlaştırma kendini, eşinle, çocuklarınla, arkadaşlarınla,fikir alışverişinde ol,yaratıcı ol,körü körüne inanma, herşey bilgiye ve yoruma dayalı olsun,en azından senden olucak neslini böyle yetiştir ki en büyük mirasın bu olsun ve inan birgün bizim yapamadığımızı onlar yapacak,ve bunda seninde büyük payın olacak.İlk önce kendini sorgulamaya başlamalısın.

GÖRMEDİM DUYMADIM BİLMİYORUM

Hayat kompozisyonunun özetidir doğmak,yaşamak,ölmek,milyonlarca insanın hayat kompozisyonu ise görmedim,duymadım,bilmiyorum,hayatta herzaman bir taraf seçmek zorunda bırakıldık,çocukluktan başlar bu sınıflandırma,topun varsa oynarsın bu oyunu,eğer yoksa topun,topu olanın seni seçmesini beklersin bu hayat oyununda,etiketlendik,ulan etiketlendimi insan insan olmaz zaten,biz onların fiyatı biçilmiş mallarıyız artık,istediklerini vitrine çıkarır istediklerini ise depoya kaldırırlar,MAL OLMAYALIM HANIMLAR BEYLER

TEK İHTİYAÇ BEYİN

Dert yanmaya başlarız sıkıştık mı ve hemen deriz ki başımızdakiler,(baş)-kan,(baş)-bakan,cumhur-(baş)-kanı)görmüyor bizi, açız,işsiziz,olum hala açlıktan ölen var bu dünyada,bu felsefeyi atın baş-ınızdan,başınızda beyin olsun sadece bu size yeter,yeter ki kullanmayı bilin,seçme seçilme hakkı size verilmiş bir lütuf değildir,kimileri zenginliğine zenginlik katarken sen ise olanaksızlığınla sabrını taçlandırırsın,kaderci olmayın kaderinizi kendiniz yaratın,ne için var bu dünya? ve ne için burdayız biz ?bu sorulara cevabı bulun,bu cevap en güzel başlangıcın olacak.

ÖZLÜ SÖZ

üretici olun,en azından bir fikir üretin, bu üretimin en büyüğüdür aslında.

İNSANIN MATEMATİKSEL FORMULÜ

Erkek+kadın=insan/ insan+sistem=ego/ insan+sistem+ego=o.çocuğu bilmem anlatabildim mi???:))

İNSAN OLUN OLUM İNSAN:))

Türk'üm,doğru nedir bilmiyorum,yeni yıl takviminde ilk baktığım kırmızıyla işaretlenen tatil günleri, anlıycan çalışmayı da sevmiyorum,yasam, zayıfı ezmek,kişisel çıkarlarım uğruna siyaha beyaz demek,Atamın açtığı yolda gösterdiği hedefe en kısa yoldan topraklarımı satarak,A.B.D,İSRAİL yalakası olup ulaşmak,özel okullarla,özel hastahanelerle dolu ülkemin, imkanı olanların özel olduğu,emekli maaş kuyruğunda hastahaneye varmadan ölen sen sıradan insan merak etme akşam ana haber bültenlerinde başrolü oynayacaksın emeklinin çilesi adı altında,bak ne kadar özelsin hastahanelerde parasını ödeyemeyip donuna kadar alınan baba,şehit annesi merak etme sende başrollerdesin,imaknınız kadar özelsiniz,imkanınız kadar güzelsiniz,önümüze özel yaşam adı altında atılan yemi yemek için birbirini çiğneyen hırslı,kibirli insanoğlu dolduruşa gelme UYAN bölünmek istiyoruz FARKINDA ol ve sadece basiti yap İNSAN ol.

ÇELİŞKİ

Geçmişini arıyorsan bil ki gelecek dediğin bu gününde mutsuzsun,yalnızsın,umutsuzsun,şimdilerde moda oldu 80 lerde çocuk olmak lugatı neden?çünkü şimdi herşey sanal,sahte,ve kolay geliyor,olum çelik çomak mı kaldı artık,okey bile klavye başında,kötü el gelse çıkarsın:))olur biter, sıkılmak doğal bir hal aldı,sosyal olmayı arkadaş sitelerinde takılmak sananlar var bu devirde,müşterilerimin hepsinde basen sorunu var olum sürekli oturmaktan:))oturan bir toplum olduk,eylemlerimiz bile oturarak,sıkıyorsa açlık grevi yap:)) gerçi hala açlık grevinde olan memurları var bu güzel ülkemin,asgeri ücretle geçinen:))aşık olmak bir tık ötede, ta ki TIK layana kadar:))maço'luk erkek için doğa kanunu, kadın için erkeğini seçme nedeni iken,kadına şiddet haberleri moda oldu şimdilerde:))zamanın da 5-6 kızı idare etmeyi arkadaş çevresinde, taçsız kral olmak sanıp, böbürlenenler, kız çocukları olduğunda ilk verdiği nasihat 'erkeklere güvenme kızım'dır:)))çelişkilerle dolu olan şimdilerin gençleri, yetişkinleri, sobaya değmeden cızzzz larla büyüdüğünüz,acıyı yanmadan tattığınız için, bugün manevi olarak daha kırılgan,zayıf ve çelişkilerle dolusunuz onun için siz siz olun hiçbirşeye körü körüne inanıp güvenmeyin ve böyle düşünen bireyler yetiştirin.